Kan Kırmızıya Varalım (Rainbow – Stargazer)


Yetmişli yılların ikinci yarısına doğru uzanıyoruz ve Deep Purple’ı inşa eden isimlerden eşsiz gitarist Ritchie Blackmore tarafından kurulmuş Rainbow’un yükselişine şahit oluyoruz. Grubun ilk albüm ismi “Ritchie Blackmore’s Rainbow” konuluyor, ki bu bize net bir mesaj oluyor, tüm grubun Blackmore egosu etrafında döndüğünü anlıyoruz. Ama Blackmore’u tümüyle egosantrik bir kişilik olarak algılamayalım. Onda devamlı üretkenlik ve kendiyle yarışır bir yenilik merakı var ki, bu onu daima öncü ve lider yapıyor. Melodik yönü güçlüdür Blackmore’un, Dio ile buluştuğunda ise mistik yönlere doğru arayışa geçiyor. Böylece zaman da geçiyor ve ilk albüm herkes tarafından layıkıyla alkış topluyor. Beğeni üstüne beğeni alıyorsa da bu albüm Blackmore ve solist Dio tarafından yeterli görülmüyor. Ama bir yıl sonrasında, 1976 yılı gibi müziğin devrim üstüne devrim yaptığı 70’lerin göbeği bir tarihte Rising ismiyle ikinci albüm doğuyor.

Ritchie Blackmore tüm egosu ve bir o kadar amir duruşuyla en önde.

Bir müzik bazen öyle bir etkiler ki insanı, övgüde mübalağa sınırlarını zorlamaktan keyif alırız ve bu övgülere o an tamı tamına inanırız. Ama aradan bir beş yıl geçsin bakalım, objektiflik ağının arasından geçirebileceğimiz ve huzurumuza konuk edip ona onur belgeleri bahşedebileceğimiz eser sayısı azalır, azalır… Bir çok eser için o kadar da değilmiş diyecek noktaya varırız. Rising bu analitik hesapları aşar ve beş yıl sonrasına Kerrang! dergisi tarafından tarihin en iyi hard rock – heavy metal albümü seçilir. Altı şarkılık bu albüm büyüktür, çok büyüktür ve belki her şarkısı kendi başına bir albümdür. Fakat bir şarkı var ki yüceye bakan ve bakmakla yetinmeyip ona ulaşma çabasında olan, bu şarkı saf bir ilhamdır.

Bu şarkı Stargazer “destanıdır”. Müzik bu şarkıda tümüyle bu beklenti üzerine kurulur, bir Babil kulesinin göğe ulaşmak için yükseldikçe yükselmesi gibi, bir büyücünün ağzından Dio göğe teşebbüste bulunur. Canı yanacak bilir ve talebinde ısrarcı olur. Yükselir ve yükselir… O çığlıkların, tiz tonda nidaların harareti bir duyguyu anlatır. İşte bu duygu teşebbüsün sıcağına çıkamayacağını bilerek girme ve dibe düştükçe yüzeye ulaşma arzusudur. Dio belki bu şarkıda Dio olur. Keskin ve bir o kadar taşın gövdesine vurarak konuşalım, Dio bu şarkıda hakikatini bulur. Anlatılan bu yol onun yoludur ve ölümüne dek o bu yolun yolcusudur. Dio 2010’un Mayıs’ında ölene dek belki ömrü boyu ölüme yakın keşif sahalarında bulunmuştur, ama bu şarkı onun ilk hedef koyuşudur. Doğrultuyu çizmiş ve bu saatten sonra tepelerde yaptığı keşfin anlatısına koyulmuştur.

Bazen bir şarkıyı dinlemek için kendinize limit koyarsınız, sıradanlık göletine girip yosun tutmasını ve kokuşmasını istemez, dinlensin diye bir kenara bırakırsınız. Gün olur ona fazlasıyla ihtiyaç duyar ama bir sınırınız var, hatırlarsınız. Sabah öğle akşam olmak üzere üç öğün tüketir ve geceye doğru diyetin çekilmez yönünü keşfedersiniz. İç geçirerek eliniz gider de, hayır nefsinize dur demelisiniz. Hayır hayır, nefis terbiyesi değil bu, kesinlikle hayır, bu iyilik kendi bünyeniz için değil, bilirsiniz. Her şey o şarkının kadifeli derisine zarar gelmesin diyedir, onu okşar ve seversiniz, ama dinlemezsiniz. Diğer tüm eserlerden üst bir rütbede duruşunu bakar ve görür ve izler ve gözlersiniz ama dinlemezsiniz.

İşte Stargazer çoğu Dio hayranı, Blackmore, Rainbow veya Deep Purple hayranı, ya da toptan Hard Rock – Heavy Metal camiası için böyle bir yerdedir. Benim için belki bir tık ötedir, ama kişiselleştirmeyelim, onun yerine Cozy Powell’ın hem duygusal hem de profesyonel açıdan olağanüstü bateri güzellemesine kendimizi verelim… Dağınık ve kabaran bu tonda yağmayı hissedelim. Bu tozlu hava ancak böyle bir zil çatlamasıyla ifade edilebilirdi, takdir edelim. Dağınık ve neredeyse ritmin kaçıp kaçıp kendi ritmini bulduğu bu vuruşlara bakarak hayranlık duyup, Powell’ı gözümüzde büyütelim. Ama en çok bu oval temayı çizen ve huşunun zerresi bulunmayan tasavvufi hallenmenin dönümüne kapılıp Powell’ın liderliğini kabul edelim. İtaatkar bir asker olup arkasında hazır kıta adımlarla yüceye yönelelim.

Müzik dünyasının en önemli rock bateristlerinden biri kabul edilen Cozy Powell.

Bu müzik yücedir, bu müzik ateştir ve kaybolduğu son ana kadar kırmızı renktedir. Öleceğini bilerek teşebbüs edecektir ve her yüce gibi kaybolacağı anı bilmeden teşebbüs edecek ve ölecektir. Bilerek ve bilmeden, bir an gelecek ve kaybedecektir, ölecektir. Öyleyse ölelim…

Derken Blackmore’un düştüğü yerden kalkmasını fırsat bilelim ve bir adet Dio olalım. Dedim ama, Dio’luğunu ilan edebilen beri gelsin. Yok değil mi, öyleyse el ele verelim ve Dio’luk makamına birlikte varalım. Gözlerin kanayacaklığı tutar bu makamda, bir sis bulutunun dikenli tenine karıştığımız anda iğnenin oraya buraya batmasına aldırmayalım. Dediğime bakmayın, isterseniz aldıralım, ama fazlasıyla yukarıya davrandık, aldıralım da, şimdi nereye gidelim, kime varalım.

Daha dünün düşkünü, şarabın şekerli olanını seveni, biz… Biz fazlasına talip olduk ve ölümün batı yakasına varan güneş kırmızısıyla tanışık olduk fazlaca, nereye gidelim şimdi, kime varalım…

Ölümün püsküren volkanıyla geri dönüşü mümkün olmayan bir yakınlık kurduk, kime baktıysak geride kalmış, kimi sorduysak bakması gereken bir ailesi varmış ve dönmüş geri, yalnızız şimdi ve şimdi kime varalım…

Aşağıda, çok aşağıda kaldı yeşil, yaprağın tazesini dile dolamak vardı, nane ferahlığına kapanmak vardı, ama ateş… Kahır dolu o ateş, hayalimin yeşiline bile davrandı ve kuru bir hasat var kapıda, ölüme bırakalım. Hasat var kapıda ve bu, orağın şah damarına temasıdır, öyleyse kan kırmızıya varalım. Yeşil yok, sağlık veya sıhhat ve hatta en ufak bir umut yok artık, gözün kanını, kırmızıyı durduracak yerde akıntıyı zencefile bulayalım. Yanalım!
öyleyse ölelim, ölüme varalım…
gökkuşağı için yeni bir şafak bu
yediler hükümeti devrilmiş, kırmızının iktidarına içelim
tümden muhalefetin kafası kesilmiş ve
altı renk bir kırmızı noktaya akıvermiş
kazananın yanında olalım
kırmızıya varalım…
öyleyse ölmek vaktidir
ölelim, ölüme varalım….

Takip Edin

Şu Yazıyı Okuyabilirsin

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz